Varşova. Kimine göre, Doğu Avrupa'nın başkenti, kimine göre ise İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra baştan aşağı tekrardan yapıldığı için yapay bir şehir. Şahsen benim tanımım o kadar görkemli değil. Güzel bir şehir Varşova, görmeye değecek bir yer.
Varşova, Piyanist filminde de gördüğümüz şekilde İkinci Dünya Savaşı'nda tamamen dümdüz edilmiş bir şehir. Fakat geride kalan 65 yılda bu hale gelmesi şaşırtıcı. Zira son derece düzenli ve modern bir Avrupa şehri burası. Stare Miasto yani Eski Şehir adı verilen bölge, Varşova'nın en turistik bölgesi. Burada eski dönem mimarilerinin örneklerine rastlamak mümkün. Kral Zigmunt Sütunu, Royal Castle, Market Square ve Barbican, Varşova'nın bu Eski Şehir bölgesinde görülmesi gereken yerlerden. Bunun yanı sıra Varşova'nın hemen her yerinden görülebilen 231 metrelik Kültür ve Bilim Sarayı'da mutlaka görülmesi gereken bir yer. Binanın 30. katına 15 zloti (1 zloti yaklaşık 0,25 euro ediyor, yani yaklaşık 4 euro) gibi bir bedelle çıkıp bütün Varşova'yı görebilirsiniz. Şehirdeki görülmesi gereken bir diğer yer de Wilanow Sarayı. Polonya'nın krallık olduğu dönemde kralların yaz evi olarak kullandığı saray bugün Polonya'nın en önemli kültürel sembollerinden biri. Konserler ve sanatsal aktivitelerle ziyaretçilerine ev sahipliği yapıyor Wilanow. Varşova'nın uğramadan geçilmeyecek bir diğer yeri de Lazienki Parkı. Polonya'nın en büyük bu parkına ulaşım şehir merkezinden otobüslerle 15 dakikalık bir yolculukla sağlanıyor. Haftasonları bir alışveriş merkezi kadar kalabalık olabilen bu park da Varşova'nın sembollerinden biri.
Varşova'nın gece hayatı hakkında pek bir malumatım yok fakat Varşova merkez tren garından yürüyerek 5 dakikalık mesafede, Hard Rock Cafe'nin Varşova şubesi bulunuyor. Ünlü müzisyenlerin özel eşyalarını görmek, canlı müzik dinlemek isteyen ve Hard Rock Cafe'nin resmi ürünlerinden almak isteyenler için güzel bir seçenek.
Varşova'da yemek yiyebileceğiniz birçok yer var. Fakat yerel Polonya mutfağının Türk mutfağıyla uzaktan yakından alakası olmadığı da bir gerçek. Bu yüzden yerel Polonya yemekleri arasında sadece Pierogi adı verilen yemeği önerebilirim sizlere. Pierogi, içeriği bakımından bizim mantıyı andırıyor fakat hem taneleri mantıdan oldukça büyük, hem de yoğurtsuz yeniyor. İçeriği de ya kıymalı, peynirli, patatesli gibi farklı çeşitlerde olabiliyor. Polonya mutfağını denemek istemeyenler için İtalyan, Fransız, Çin restoranları ve önemli fast food markaları da şehirde bulunabilir. Benim önerim ise Polonya'nın hemen her şehrinde şubesi bulunan Sphinx isimli restoranlar.
Varşova'da ulaşım da oldukça ucuz. Polonya'da öğrenci değilseniz bile ISIC (Uluslararası Öğrenci Kimlik Kartı) kartına sahip iseniz, indirimli bilet alabilirsiniz. Bir gün boyunca otobüs, tramvay ve metroya ücretsiz binebilmenizi sağlayan biletler 2,8 zloti. Fakat Polonya'da aldığınız bu biletleri toplu taşıma araçlarındaki makinalara okutmazsanız yüklü bir cezayla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Varşova tabii ki bir Berlin, Paris ya da Londra değil. Fakat fiyat/performans olarak değerlendirirsek gezmek için güzel bir alternatif.
Varşova, Piyanist filminde de gördüğümüz şekilde İkinci Dünya Savaşı'nda tamamen dümdüz edilmiş bir şehir. Fakat geride kalan 65 yılda bu hale gelmesi şaşırtıcı. Zira son derece düzenli ve modern bir Avrupa şehri burası. Stare Miasto yani Eski Şehir adı verilen bölge, Varşova'nın en turistik bölgesi. Burada eski dönem mimarilerinin örneklerine rastlamak mümkün. Kral Zigmunt Sütunu, Royal Castle, Market Square ve Barbican, Varşova'nın bu Eski Şehir bölgesinde görülmesi gereken yerlerden. Bunun yanı sıra Varşova'nın hemen her yerinden görülebilen 231 metrelik Kültür ve Bilim Sarayı'da mutlaka görülmesi gereken bir yer. Binanın 30. katına 15 zloti (1 zloti yaklaşık 0,25 euro ediyor, yani yaklaşık 4 euro) gibi bir bedelle çıkıp bütün Varşova'yı görebilirsiniz. Şehirdeki görülmesi gereken bir diğer yer de Wilanow Sarayı. Polonya'nın krallık olduğu dönemde kralların yaz evi olarak kullandığı saray bugün Polonya'nın en önemli kültürel sembollerinden biri. Konserler ve sanatsal aktivitelerle ziyaretçilerine ev sahipliği yapıyor Wilanow. Varşova'nın uğramadan geçilmeyecek bir diğer yeri de Lazienki Parkı. Polonya'nın en büyük bu parkına ulaşım şehir merkezinden otobüslerle 15 dakikalık bir yolculukla sağlanıyor. Haftasonları bir alışveriş merkezi kadar kalabalık olabilen bu park da Varşova'nın sembollerinden biri.
Varşova'nın gece hayatı hakkında pek bir malumatım yok fakat Varşova merkez tren garından yürüyerek 5 dakikalık mesafede, Hard Rock Cafe'nin Varşova şubesi bulunuyor. Ünlü müzisyenlerin özel eşyalarını görmek, canlı müzik dinlemek isteyen ve Hard Rock Cafe'nin resmi ürünlerinden almak isteyenler için güzel bir seçenek.
Varşova'da yemek yiyebileceğiniz birçok yer var. Fakat yerel Polonya mutfağının Türk mutfağıyla uzaktan yakından alakası olmadığı da bir gerçek. Bu yüzden yerel Polonya yemekleri arasında sadece Pierogi adı verilen yemeği önerebilirim sizlere. Pierogi, içeriği bakımından bizim mantıyı andırıyor fakat hem taneleri mantıdan oldukça büyük, hem de yoğurtsuz yeniyor. İçeriği de ya kıymalı, peynirli, patatesli gibi farklı çeşitlerde olabiliyor. Polonya mutfağını denemek istemeyenler için İtalyan, Fransız, Çin restoranları ve önemli fast food markaları da şehirde bulunabilir. Benim önerim ise Polonya'nın hemen her şehrinde şubesi bulunan Sphinx isimli restoranlar.
Varşova'da ulaşım da oldukça ucuz. Polonya'da öğrenci değilseniz bile ISIC (Uluslararası Öğrenci Kimlik Kartı) kartına sahip iseniz, indirimli bilet alabilirsiniz. Bir gün boyunca otobüs, tramvay ve metroya ücretsiz binebilmenizi sağlayan biletler 2,8 zloti. Fakat Polonya'da aldığınız bu biletleri toplu taşıma araçlarındaki makinalara okutmazsanız yüklü bir cezayla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Varşova tabii ki bir Berlin, Paris ya da Londra değil. Fakat fiyat/performans olarak değerlendirirsek gezmek için güzel bir alternatif.