30 Ocak 2004-4 Şubat 2004 arasında Filipinler'in başkenti Manila'daydım. Manila büyük bir şehir. Gördüğüm yerler genellikle kirliydi. Yoksulluk oldukça yoğun.
Halk İngilizceyi yaygın konuşuyor, resmi diller arasında. İspanyolca da öyle. Yerel dilde bu iki dilden çok kelime var. İspanyol ve ABD sömürgesi olmasının bir sonucu. Bu nedenle gittiğinizde anlaşmakta pek zorlanmıyorsunuz.
Eğer tanıdığınız yoksa taksiye bindiğinizde iyi kazıklanabiliyorsunuz. Size az gibi gelebilir örneğin 20 dolara uzun bir yol gitmiş olabilirsiniz ama Filipinler koşullarında normalde 5 dolar harcayabileceğinizi öğrenebiliyorsunuz.
Yemekler bize pek uygun değil. Geleneksel bir yemekleri biraz mide kaldırabiliyor. Olgunlaşmakta olan bir civcivin olduğu bir yumurtayı yiyorlar, civcivi görüyorsun yumurtayı yerken. Biz deneyemedik. Onun dışında hep pirinç yediklerinden kısa sürede doygunluk hissine kapılıyorsunuz. En sevdiğim ise muz olgunlaşmadan altında bir çiçek tomurcuklanıyormuş, ondan yapılan bir tatlı var, çok güzel.
Manila'da sahibi İranlı bir kebapçı var. Orada damak tadınıza uygun birşeyler atıştırmak mümkün ama porsiyonlar Filipinlilere yönelik olduğu için Türkiye için tek porsiyona ulaşmak için en az 3 porsiyon yemeniz gerekir, eh, bu da garsonlarda şaşkınlık yaratmakta.
Şehir içi ulaşım olarak jeepney denilen bir araç var. Bizim romörklü araçların üstüne branda çekmişler, karşılıklı iki sırada 10 kişi kadar alıyor, eğilerek giriyorsun, parayı elden ele veriyorsun, bizim sarı dolmuş usulü.
Biz Emirates ile Dubai üzerinden gittik. Uçak gayet iyiydi.
Biz orada küreselleşme karşıtı bir toplantıya gitmiştik, doğallığında yerel halkla çok yoğun ilişki kurup evlerinde kaldığımızdan çok şey öğrendik, belki turistik yerleri az gördük ama bir halkı yakından tanımamız mümkün oldu.
Halk İngilizceyi yaygın konuşuyor, resmi diller arasında. İspanyolca da öyle. Yerel dilde bu iki dilden çok kelime var. İspanyol ve ABD sömürgesi olmasının bir sonucu. Bu nedenle gittiğinizde anlaşmakta pek zorlanmıyorsunuz.
Eğer tanıdığınız yoksa taksiye bindiğinizde iyi kazıklanabiliyorsunuz. Size az gibi gelebilir örneğin 20 dolara uzun bir yol gitmiş olabilirsiniz ama Filipinler koşullarında normalde 5 dolar harcayabileceğinizi öğrenebiliyorsunuz.
Yemekler bize pek uygun değil. Geleneksel bir yemekleri biraz mide kaldırabiliyor. Olgunlaşmakta olan bir civcivin olduğu bir yumurtayı yiyorlar, civcivi görüyorsun yumurtayı yerken. Biz deneyemedik. Onun dışında hep pirinç yediklerinden kısa sürede doygunluk hissine kapılıyorsunuz. En sevdiğim ise muz olgunlaşmadan altında bir çiçek tomurcuklanıyormuş, ondan yapılan bir tatlı var, çok güzel.
Manila'da sahibi İranlı bir kebapçı var. Orada damak tadınıza uygun birşeyler atıştırmak mümkün ama porsiyonlar Filipinlilere yönelik olduğu için Türkiye için tek porsiyona ulaşmak için en az 3 porsiyon yemeniz gerekir, eh, bu da garsonlarda şaşkınlık yaratmakta.
Şehir içi ulaşım olarak jeepney denilen bir araç var. Bizim romörklü araçların üstüne branda çekmişler, karşılıklı iki sırada 10 kişi kadar alıyor, eğilerek giriyorsun, parayı elden ele veriyorsun, bizim sarı dolmuş usulü.
Biz Emirates ile Dubai üzerinden gittik. Uçak gayet iyiydi.
Biz orada küreselleşme karşıtı bir toplantıya gitmiştik, doğallığında yerel halkla çok yoğun ilişki kurup evlerinde kaldığımızdan çok şey öğrendik, belki turistik yerleri az gördük ama bir halkı yakından tanımamız mümkün oldu.